Almanya’da Artan Sıcaklıklar ve Anayasa Tartışması
Almanya’da aşırı sıcaklıklar yaşlıları, hastaları ve aileleri olumsuz etkilerken, Robert Koch Enstitüsü verilerine göre bu yaz başından 2 Ağustos’a kadar 12.500 kişi sıcaklığa bağlı...
Almanya’da aşırı sıcaklıklar yaşlıları, hastaları ve aileleri olumsuz etkilerken, Robert Koch Enstitüsü verilerine göre bu yaz başından 2 Ağustos’a kadar 12.500 kişi sıcaklığa bağlı olarak hayatını kaybetti. SPD, federal devlet ile eyaletlerin koruma önlemlerine daha fazla kaynak aktarabilmesi amacıyla sıcaklıktan koruma önlemlerinin Anayasa’ya dahil edilmesini talep ediyor. Eleştirmenler ise bürokrasinin artacağı uyarısında bulunarak anayasa değişikliği yerine sahnede somut yardımların yapılmasını savunuyor. BILD okurları arasında yapılan mevcut tartışmada katılımcıların yüzde 80’i Anayasa değişikliğine karşı oy kullanıyor.
Aşırı sıcaklıklar yaşlıları, hastaları ve aileleri sert bir şekilde etkiliyor. Kliniklerde, huzurevlerinde, okullarda veya evlerde odalar birer tuzağa dönüştüğünde, mesele artık sadece terlemekten ibaret olmaktan çıkıyor. Güncel BILD tartışmasında kullanıcılar, sıcaklıktan korunma önlemlerinin Anayasa’ya dahil edilip edilmemesini ya da yerinde alınacak pratik tedbirlerin daha hızlı sonuç verip vermeyeceğini tartışıyor. Bu talebin arka planını, BILD okurlarını harekete geçiren argümanları ve sürece nasıl katılabileceğinizi bu haberde bulabilirsiniz.
Sıcaklıktan Korunma Tartışmasının Odağında Ne Var?
Robert Koch Enstitüsü’nün (RKI) tahminlerine göre, bu yaz 2 Ağustos’a kadar sıcaklıklar nedeniyle 12.500 kişi yaşamını yitirdi. Durumdan en çok yaşlı vatandaşlar etkileniyor. Bu nedenle SPD, federal hükümet ile eyaletlerin koruma tedbirlerine ortaklaşa daha fazla bütçe ayırabilmesi için sıcaklıktan korunma hakkının Anayasa’ya (Grundgesetz) yerleştirilmesini talep ediyor. Buna karşılık eleştirmenler, bürokrasinin artacağı uyarısında bulunarak anayasa değişikliği yerine somut yardımlar talep ediyor. Kliniklerde ve huzurevlerinde sıklıkla klima bulunmuyor. Daha önceki bir anket, Alman kliniklerinin hasta odalarının yalnızca yüzde 38’inde klima olduğunu ortaya koymuştu.
BILD Okurlarının Konuya Yaklaşımı
Mevcut duruma göre katılımcıların yüzde 80’i “Hayır” oyu kullanıyor. Dolayısıyla tartışma, sıcaklıktan korunmanın Anayasa’ya entegre edilmesine net bir şekilde karşı bir eğilim gösteriyor. Birçok BILD okuru daha iyi bir sıcaklık korumasını önemli bulmakla birlikte, bunun anayasal yol izlenerek yapılmasını reddediyor. Örneğin Daniel Springer, “Her sorun Anayasa’ya dahil edilmek zorunda değildir. Somut sıcaklık koruması insanlara, uzun süren bir anayasa değişikliğinden ve daha fazla bürokrasiden çok daha fazla yardımcı olur” görüşünü dile getiriyor. Şehirlerin ve belediyelerin bugünden ağaç dikebileceğini, zeminleri asfalt/beton kaplamadan arındırıp (entsiegeln) gölgelik alanlar yaratabileceğini belirtiyor. BILD okuru Carsten Goertz de Anayasa’nın devletin en temel esaslarını düzenlediğini, diğer sorunlar için normal yasaların mevcut olduğunu yazıyor. Benzer bir argümanı öne süren Dirk Gossmann ise anayasanın her siyasi talep için bir toplama havuzu olmaması gerektiğini ifade ediyor.
Diğer kullanıcılar ise yeni temel tartışmalar yerine somut yardımlar talep ediyor. Birçok okur, huzurevlerinde, hastanelerde ve okullarda klimaların bulunmasını mantıklı buluyor. Martin Klar, öncelikli konunun federal hükümetin yetki alanı ve ortak finansmanı olması gerektiğini vurguluyor.
Bununla birlikte bu adımı destekleyen sesler de mevcut. Brigitte Aka, giderek uzayan sıcaklık dönemlerine, sıcak evlere ve yalnız yaşayan yaşlılara dikkat çekiyor: “Alman hastanelerinde, huzurevlerinde, okullarda, anaokullarında ve kamu binalarında da klimalar eksik. Buralarda iyileştirme yapılması şarttır.” Tartışmanın da gösterdiği üzere, çok sayıda insan sıcağa karşı daha iyi bir korunma talep ediyor; ancak bunun için özellikle Anayasa’nın değiştirilmesinin gerekip gerekmediği hususu tartışmalı kalmaya devam ediyor.
Şimdi Söz Sizde
Almanya’nın; federal hükümet, eyaletler ve belediyelerin sıcaklıktan korunma konusunda daha iyi iş birliği yapabilmesi için bir anayasa değişikliğine ihtiyacı var mı? Yoksa mevcut yasalar ile kliniklerde, huzurevlerinde, okullarda ve şehirlerde doğrudan atılacak adımlar yeterli mi?


