Bear Grylls’in Karnivor Diyeti: Et Ağırlıklı Beslenmenin Faydaları ve Riskleri
Televizyon maceracısı Bear Grylls, yaklaşık beş yıl süren vegan beslenmenin ardından 2020 yılında yeniden et ağırlıklı, karnivor diyete geçtiğini açıkladı. Günlük beslenmesinde steak, yumurta,...
Televizyon maceracısı Bear Grylls, yaklaşık beş yıl süren vegan beslenmenin ardından 2020 yılında yeniden et ağırlıklı, karnivor diyete geçtiğini açıkladı. Günlük beslenmesinde steak, yumurta, karaciğer ve diğer sakatatları tercih eden Grylls, bu değişimin gerisinde oğlunun yaşadığı sağlık sorunlarının olduğunu belirtti. Ancak uzmanlar ve dünya sağlık otoriteleri, ağırlıklı olarak et tüketiminin kolesterol yüksekliği, vitamin eksiklikleri ve artan kanser riskleri gibi ciddi sağlık tehlikeleri barındırdığı konusunda uyarıyor.
Bear Grylls, 52 yaşında doğada en büyük yıldızlarla birlikte hayatta kalma programları çekebilmek için formunu neye borçlu? Temel nedenin özel beslenme düzeni olabileceği belirtiliyor. Grylls, steak, yumurta ve sakatatlar içeren, ağırlıklı olarak et odaklı karnivor bir diyeti tercih ediyor. Ancak bu durum pek de tehlikesiz değil.
Grylls, „Telegraph“ gazetesine verdiği röportajda, 2020 yılında et tüketimini beslenmesinin merkezine yerleştirmeden önce yaklaşık beş yıl boyunca vegan olarak yaşadığını belirtti. Bu değişimin tetikleyicisinin, oğlunun saf bitkisel beslenme altındaki sağlık sorunları olduğunu ifade etti. Kendi üzerinde de olumlu değişiklikler fark ettiğini söyledi. Grylls’e göre bugün üç ana öğünün tamamında büyük et porsiyonları, yumurta, karaciğer ve diğer sakatatlar yer alıyor.
Besin Açısından Zengin, Ancak Risklerden Uzak Değil
Grylls’in özellikle sakatatları tercih etmesi, beslenme bilimi açısından oldukça anlaşılabilir bir durum. Sakatatlar, özellikle besin yoğunluğunun yüksek olmasıyla biliniyor ve genellikle klasik et parçalarına kıyasla daha fazla demir, çinko ile B vitamini sağlıyor.
Bununla birlikte, ağırlıklı veya yalnızca et bazlı bir beslenmenin genel olarak sağlığı destekleyici olduğu sonucu buradan çıkarılamaz. Veriler tam bu noktada çok daha eleştirel bir tablo ortaya koyuyor. Münsterli araştırmacıların 2026 yılına ait derleme çalışması, karnivor diyette diğer hususların yanı sıra yüksek kolesterol değerlerine ve C vitamini, D vitamini, magnezyum ile lif eksikliklerine işaret ediyor.
Buna ek olarak, Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) Kanser Araştırma Ajansı, kırmızı eti „muhtemelen kanserojen“ olarak sınıflandırıyor. İşlenmiş et ise „kanserojen“ olarak kabul ediliyor. WHO’ya göre, bağırsak kanseri riski günde yalnızca 50 gram işlenmiş et tüketimiyle bile yüzde 18 oranında artıyor.
Uzun Bir Yaşam İçin Kanıtlanmış Bir Reçete Değil
Çok fazla et içeren bir beslenme düzeni, uzun bir yaşamın reçetesi olarak da henüz kanıtlanmış değil. Model hesaplamaları, daha az kırmızı et ile birlikte daha fazla baklagil, tam tahıllı ürün ve balığın daha yüksek bir yaşam beklentisiyle bağlantılı olabileceğine işaret ediyor.
Grylls’in beslenme biçimi böylece bilimsel olarak güvence altına alınmış bir uzun ömür formülü olmaktan ziyade, her şeyden önce kişisel bir strateji olarak kalmaya devam ediyor.


